Misafir Yorumlariİletişim FormuHatira Defteri

face four instagram pint tripad twit zomato yelp tren

7 Mehmet Restorant Antalya

Şimdilerde Konyaaltında denizin mavisi, Beydağlarının yeşilliğiyle kucaklaşıp adeta bir kültür merkezini andıran bu yeni ve görkemli mekani, Hakkı, kardeşi Sadullah ve babalarının ismini verdikleri torun Mehmet ile 1988'den beri işletiliyor.

Bir saçak altındaki çorbacı dükkanında oluşturulan lezzetler, şimdi son derece modern ve güvenilir bir ortamda aynı sıcaklıkta ziyaretçilerine sunuluyor. Işletmede tur attıkça, yemek yenilen yerin şıklığı kadar, yiyeceklerin şekil bulup üretildiği mutfağın güvenliğine de özen gösterildiğine tanık oluyoruz. Özellikle mutfak, taşıması gereken tüm fiziki koşullara sahip.

Aydınlık, geniş, tavan yükseliği, döşemede kaymaz zemin, merkezi ısıtma ve soğutma sistemi, bölümlendirilmiş çalışma alanları, personel dinlenme ve duş yerlerinin, hijyen kurallarına uyfun düzenlenmiş olması misafirin güvenliği kadar personelin de rahat ve huzurlu ortamda çalışmasını sağlıyor.

Mimarlık öğrencilerinin tez çalışmalarına kaynaklık eden bina 1988 yılında 6. batı Akdeniz Mimarlık Ödülleri ve Sergisi kapsamında "Yapı Dalı Barış Ödülü" ne layık görülmüştür. Restoranda sahip olduğu en değerli kaynağın personeli olduğunu vurgulayan Hakkı Bey, mutfakta on usta dört yamakla beraber serviste on yedi elemanıyla adeta bir aile gibi olduğunu belirtiyor.

Yaptığımız ziyaretlerde personelin her zaman gülen sıcak yüzünün de bunun bir yansıması olduğunu gözlemliyoruz. Mutfağı bir işletmenin kalbine benzeten Akdağ, sağlıklı kalbin, dengeli ve güvenli beslenmeyle bir bütün oluşturacağını savunuyor. Bunun için de kaliteli ve doğal ürünlerle sağlıklı mönü oluşturma felsefesini her zaman titizlikle koruyacağını belirtiyor.

Sağlıklı tatlıların adresi olan bu mekanın 53 yıldır müdavimi olan Ziraat Yüksek Mühendisi Aydın Bey' e rastlamak güzel bir tesadüf oluyor bizim için. Beş neslin bu restorandaki yemekleri hep aynı lezzette tattığını söyleyen Aydın beyle sohbetimiz uzayıp gidiyor. Bu sırada yanımızan geçen restoranın en küçük müşterisi Beste ile en eski ziyaretçisini fotoğrafladığımız bu kare, bu mekanın 7'den 70' e herkese hitap ettiğini gösteriyor.

Geçmişten bu güne kadar hazine gibi özenle saklanan teşekkür, takdirname ve plaketler için düşünülerek hazırlanmış köşe ise buram buram nostalji kokuyor. 30-40 plaketin yer aldığı bu nostalji köşesini incelemek, ayrıntısını dinlemek ziyaret saatlermize sığmayacak kadar uzun ve keyifli hikayelere sahip.

Önümüze gelen şeref defterindeyse ünlü iş adamı, sanatçı, bürokratlar ve daha nice geleneksel lezzeleri yemenin zevkine varanların takdir yazılarıyla dolu. Terasıyla beraber iki kattan ibaret olan bu restoran, açık ve kapalı mekanıyla 1000 kişiye hizmet verebiliyor. Restoranın yiyecek mönüsü ise Akdeniz sıcaklığındaki lezzetlerle çıkıyor karşımıza. bu mönüyü anlatma görevi de 3. kuşak Mehmet AKDAĞ.' a düşüyor.

Geçmişiyle bütünleşen su böreği, işkembe, mantı çorbası, kuru fasülye gibi Türk mutfağının gözde yiyeceklerini haftanın belli günlerine dağıtıyor 7Mehmet. Böylece günlük koşuşturma içinde yakalanmak istenen sofra keyfine de hoş bir sefa durağı oluyor. Lezzetlerin çoğu babadan kalma yöntemlerle üretiliyor. Havanda dövülmüş sarımsağın, elle doğranmış sebzenin tadının bir başka olduğunu savunuyor. Mehmet AKDAĞ

zeytinyalılarda ise bölgede yetişen gıda ürünleri, en taze haliyle yöre mutfağına canlılık katıyor. Taze bakla, börülce, enginar, taze fasulye, pırasa, şakşuka, ciyve, bamya... içki sofralarının vazgeçilmez mezesi olan keçi peyniri, korkuteli yaylasında bidona basılıp mağrada bir yıl bekletilmesiyle ziyaretçilerine sunulacak özel tadını oluşturuyor.

Bir 7mehmet spesiyali olan taratorlu turp ve kalamar salatası; rendelenmiş beyaz turpun tarator sos yatağında, haşlanmış kalamarla bütünleştirilerek zeytinyağı ve limonla tatlandırılmasından oluşuyor. Dana pirzola, kuzu kapama, tas kebap gibi et yemeklerinin kavalyesi olan pirinç pilavı ise emsallerine benzemiyor.

Badem, ananas, kuş üzümü, güner içi, karabiber gibi farklı çeşnilerle ağızları tatlandırıyor. Anadolu insanının kırk yıllık dostu olan bulgur pilavı ise dereotu, ciğer, nane, kuş üzümü, kombinasyonu ile tadımlık değil doyumluk olarak sunuluyor.

Akdeniz mutfağının diğer karakteristik yönünü oluşturan deniz ürünlerinde ilk sırayı Antalya'nın gözde balıkları arasında olan Grida balığı alıyor. Daha çok buğulamasıyla talep edilen Grida, kafasından yapılan yoğurtlu ve sarımsaklı kombinasyonu ile sofraları renklendiriyor. Sadece Akdeniz'in değil tüm dünyanın gözdesi olan kılıç balığı, ızgarada yapılmak suretiyle yanında kabak, taze soğan, kırmızı ve yeşil biber, domates, balık suyu ve beyaz şarap ile tatlandırılmış 7Mehmet garnitürü ile sofraları renklendiriyor. Finali yapan cevizli kabak tatlısı ise doyulmaz lezzetiyle ziyaretçilerin bu mekanın müdavimi olmalarına aracı oluyor.

Onca restoran arasında yıllara meydan okuyan efsanesi ve Türk mutfağının hazinelerini yaşatmasıyla kendisini anlatıyor olmamızı sağlayan 7Mehmet'in nostaljisini bir kahve tadında hissediyoruz. Inanıyoruz ki bu mekan 66 yıllık babadan oğula geçen lezzetlerini gelecek kuşaklara da miras olarak bırakacak.

Sıcak bi aile evinde başlayan yolculuğumuz Torosların rüzgarıyla kente, kentten de 7Mehmet' in mutfağına uzanarak böylece noktalanıyor. Sonuç olarak dilleri milliyetleri ne olursa olsun insanları birleştiren, kaynaştıran sınır tanımayan zengin mutfağımız, evlerde 7Mehmet gibi restoranlarda yaşadıkça değerlenecek, sağlıklı beslenmeye de öncülük edecektir. Ruhumuzu, gönlümüzü tatlandıran bütün lezzet ustalarına sonsuz teşekkürler.