Nesilden Nesile Lezzet Ustalığı
Akdenizin kalbinde kök salmış lezzet kültürü 1937'den beri...
Bir Ustanın Doğuşu – 7 Mehmet’in İlk Adımları
Dede Mehmet Akdağ, 1916 yılında Antalya’da İsmail Hakkı ve Fatma Akdağ’ın ilk çocuğu olarak dünyaya gelir. Babasının vefatı üzerine annesi, onu 8 yaşındayken Mustafa Kemal Atatürk’ün baş aşçısı Hacı Hasan Usta’ya “eti senin, kemiği benim” diyerek emanet eder.
Mehmet Akdağ, ustasının yanında yöresel lezzetleri ve mutfağın inceliklerini öğrenir; disiplin ve titizlikle mutfakta yetişir. Bir gün müşterinin şikayeti üzerine ustası çalışanların saçlarını keser ve Mehmet’in alnındaki eski Türkçede “7” anlamına gelen yara izi fark edilir; ustası ona “7 Mehmet” diye hitap etmeye başlar.
Ustasıyla birlikte, 18 Şubat 1935’te Atatürk’ün Antalya ziyareti için hazırladıkları taze fasulye yemeği, Mehmet Akdağ’ın kariyerindeki dönüm noktasıdır. Mevsim dışında topladığı fasulyelerle hazırlanan yemek, Atatürk tarafından beğenilir ve Mehmet Akdağ da bu başarıyla tarihe adını kazır.
1937’de Balıkçı Hali’nde ilk lokantasını açar. İlk kömür ateşi ve mutfak eşyalarını ustasından alan Mehmet Akdağ, tereyağlı çorba ile esnafın ilgisini kazanır. Menü zamanla kuru fasulye, pirinç pilavı, kabak tatlısı ve balık pilaki ile zenginleşir. 1957’de Yayla Palas’a taşınır ve “7 Mehmet” adını tabelaya yazarak markasını tescillemiş olur. 1967’de Türkiye’nin ilk turist kafilesini ağırlaması ve İngiliz turistlerin çektiği görüntülerle uluslararası ün kazanması, 7 Mehmet’in simgesel statüsünü pekiştirir.
Mirasın Taşındığı Yolculuk – Usta Ellerden Bugüne
“Bir mirası yaşatmak, onu her nesilde yeniden anlamlandırmaktır.”
Kurucu Mehmet Akdağ’ın büyük oğlu Hakkı Akdağ, çocukluğunu babasının yanında mutfakta geçirir ve ustalığın tüm inceliklerini öğrenir. Babasının hastalığı döneminde İstanbul, İzmir, Bursa ve Bolu’dan gelen ustalarla çalışarak deneyimini geliştirir.
1980’de restoran Konyaaltı sahiline taşınır. 1985’te çıkan yangın, restorana zarar verir ancak Antalyalı dostların desteğiyle yeniden açılır. Hakkı Akdağ, babasından devraldığı mirası geliştirir; malzeme seçiminde titizliği, yeni tatlar keşfetmesi ve geleneksel teknikleri korumasıyla ün kazanır. Oğlu Mehmet Akdağ da 2 yaşından itibaren mutfakta büyür ve 7 Mehmet’in üçüncü neslinin temelleri atılır.
Hakkı Akdağ, Antalya’nın henüz tanımadığı ürünleri (örneğin avokado) farklı tariflerle tanıtır, geleneksel yemekleri modern dokunuşlarla zenginleştirir. 2003’ten sonra mutfaktaki verimli dönemiyle birçok imza yemek yaratır.
Müşterilerimin çoğunu ismen bilirim. İsmini hatırlayamadıklarımı da yüzünü gördüğümde hemen hatırlarım, kimyon yemeyeni, limon görmek istemeyeni... Yediden yetmişe kadar hepsine değer veririm, dostum gibi davranırım, benim en büyük servetim mekana gelen dostlarımdır
Hakkı Akdağ
Oğlu Mehmet Akdağ ile arasındaki yakınlık zaman zaman usta-çırak ilişkisine, zaman zaman da tatlı bir rekabete dönüşen; “Sıfırcı hoca gibiydi” diye bahsettiği babasından bir türlü alamadığı aferini Mehmet Akdağ’a avlayıp pişirdiği tavşan etiyle veren Hakkı Akdağ, misafirleriyle dostluk bağını canlı tutmayı sever, restorana gelen müdavim konukların çocuklarının yıllar sonra sergilenmek üzere fotoğraflarını çeker, üzgün olduğunda ise şahadetnamesi olarak gördüğü hatıra defterini okuyarak moral bulur; 2005 yılında akciğer kanserine yakalanmasına rağmen 8 yıl süren tedavi sürecinde mesleğine tutkuyla devam eder, yürüyemediği ve konuşamadığı zamanlarda bile göz işaretleriyle garsonları yönlendirir; 22 Ekim 2013’te vefat eden Akdağ, 7 Mehmet mutfağının ününü yükseltmiş, tıpkı babası 7 Mehmet gibi başta oğlu Mehmet Akdağ olmak üzere pek çok lezzet ustası yetiştirmiştir. Bugün 7 Mehmet, üç nesildir aynı tutkuyla süren köklerine sadık bir lezzet mirası olarak varlığını devam ettiriyor.
Lezzete farklı açılardan yaklaştı
İki yaşından itibaren ustası ve babası Hakkı Akdağ’ın rehberliğinde mutfak eğitimine başlayan Mehmet Akdağ, lezzet yaratma tutkusuyla mevsiminde ve en iyi koşullarda üretilen ürünlerle, imza tabaklarının çıkış noktasını buldu. Malzemenin kendine has lezzetini koruyup, ürünü benimseyip kurduğu bağ ile yeni reçeteler oluşturmakta. Dondurulmuş ve konserve ürünlerden uzak durup sürdürülebilir mutfağı benimseyip, tabaklarını kaliteli baharatlar, kuruyemişler ve meyvelerle zenginleştirerek hazırladı. Et, tavuk ve balık pişirme tekniklerini sebzelere, sebze pişirme tekniklerini etlere uygulayarak gastronomi tutkunlarına eşsiz deneyimler yaşattı. “Bu topraklarda üretim yapıldığı, bu denizlerden bir şeyler çıktığı sürece biz yeni yemekler yapmaya devam edeceğiz” düşüncesi ile Mehmet Akdağ, 7 Mehmet Restaurant’ın sır gibi saklanan reçetelerini, pek çok klasikleşen yemeğinin eksiksiz tariflerini yemek kitabı ile dünyaya açtı.
Akdağ, Akdeniz üniversitesi’nin gastronomi topluluğu için, tamamen öğrencilerin kullanımına sunulan iki adet tam donanımlı mutfak inşa ettirdi. Bulduğu her fırsatta geleceğin şefleriyle birlikte mutfağa girerek bilgilerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Akdağ, gastronominin hakkı olduğunu düşündüğü, Akdeniz üniversitesi bünyesinde 7 Mehmet Gastronomi ve Mutfak Sanatları Fakültesini kurmak için çalışmalarına devam etmektedir.