Konyaaltı Sahilindeki Dükkan
7 Mehmet Restoran’ın belediye kiracısı olması sebebiyle eski balık halinden Yayla Palas Otel’in birinci katına taşınması durumundaki sıkıntı tekrar yaşanmış ve bu sefer yıkılma sırası Yayla Palas’a gelmiş. Taşınması için belediye tarafından 7 Mehmet’e Konyaaltı plajında, Orta Gazino olarak bilinen, gündüzleri halk plajı, geceleriyse gazino olan, biraz baraka bozması da denebilecek yer gösterilmiş. Mekân, 1979’dan 1997’ye kadar hem Antalyalıların hem de Antalya’ya gelmeye başlayan turist kafilelerinin yemek durağı haline gelmiş. “Dede” Mehmet Akdağ, bu dükkân faaliyetteyken, 1988 yılında vefat etmiş. Hakkı Akdağ bu dükkânda ustalık yıllarını yaşamış. “Torun” Mehmet Akdağ, babasının çıraklığına bu dükkânda başlamış. Burayla ilgili babasından duyduklarını ve kendi deneyimlerini Mehmet anlatıyor: “Burayı barakadan restorana çevirirken bazı kazanımlarımız olmuş. İnsanlar gelmişler, bakmışlar bir de plaj var. Mis! Dedem aslında plajcılığı da bilirmiş çünkü Yayla Palas zamanında bir dönem Kaleiçi limanın yanında yer alan Mermerli Plajı’nı da işletmiş. Buraya gelip plaj
avantajını da görünce, bir de 7 Mehmet Restoran’ın isminin güvenilirliği insanlarda bir huzur sağlayınca, dedem ve babam bu dükkânda bir plaj açmışlar. Antalyalılar aileleriyle birlikte denize girmek için gündüzleri buraya gelirmiş. Plaj var, güvenlik var, restoran da hemen plajın dibinde, aslında günü geçirmek için şahane bir ortam. Güvenliği özellikle vurguluyorum çünkü dedem 80’li yıllarda plaja yalnız erkek almıyormuş. Aile yeri olgusu da böyle oturuyor. Konyaaltı’ndaki dükkâna geçişimizin ürünlere de faydaları olmuş. Örneğin Yayla Palas’ta mönüde tabii ki balık varmış ve taze bir şekilde Kaleiçi limandan alınarak servis edilirmiş. Ama Konyaaltı’ndaki dükkâna geçtiklerinde balık daha da taze gelmeye başlamış. Çünkü Konyaaltı sahilinin Kemer tarafında balığını tutan, tuttuklarını limana götürmek yerine önce plaja yanaşıp dedeme gösteriyormuş, dedem beğendiği balıkları seçip, balıkçılara paralarını ödeyip, ticaretini daha verimli bir şekilde devam ettiriyormuş. Sahildeki dükkânın bir başka faydası ise mönünün genişlemesi alanında olmuş. Babamın artık çok daha üretken olmasıyla, gündüz plajı olan ve akşam restorana dönen bir sahil işletmesinin meze ihtiyacının artmasıyla mönüye çok sayıda başlangıç yemeği, soğuk meze ve deniz ürünü girmiş.
Bu arada sahildeki mekânla birlikte 7 Mehmet Restoran’ın adı Türkiye genelinde duyulmaya, farklı şehirlerden müdavimler olmaya başlamış. Hatta İstanbul’daki deniz ürünleri restoranlarının bizim yüzümüzden lagos balığı satmak zorunda kaldıklarını çoğu kişi bilmez. Hikâyesi de şöyle; bayram ya da tatillerde İstanbul’dan Antalya’ya gelenlere, bizim grida dediğimiz lagos balığından servis edermişiz. Sonra İstanbul’a her dönen, balıkçısına grida sormaya başlar olmuş. Dedem ve babamın İstanbul’da deniz ürünleri restoranı işleten arkadaşları bize telefon açıp
balık hakkında bilgi alıp, Antalyalı balıkçılardan balık tedarik etmeye başlamışlar. Böylelikle İstanbul’daki deniz ürünleri restoranları lagosla tanışmış. Çok net hatırladığım bir şey de o restoranın hem enerjisinin hem de müşterisinin başka olmasıydı. Şimdilerde olmayan, gözümüzle göremeyeceğimiz adet ya da kilolarda balık sattığımız oluyordu. Düşünsenize, 1990’larda günde 100 kilo balık satıyorduk. Bunu ben bile hatırlıyorum. Babamla balık haline giderdik, babam tezgâha bakardı, balık adedine değil de tezgâhın uzunluğuna göre alım yapardı. Örneğin 20 metrelik bir balık tezgâhı hatırlıyorum ve babamın ‘verin hepsini!’
dediğini... Bu durum bizim değişimimizi de doğruluyor. Çünkü önce sulu yemek yapan bir lokantaydı 7 Mehmet. Yayla Palas’taki dükkânla buna ızgaralar eklendi.Sahildekiyle de soğuk başlangıçlar, mezeler ve deniz ürünleri... Hatta Yayla Palas’ta yaşandığı anlatılan şu hikâye hep ilgimi çekmiştir: Dükkânda soğuk hava deposu, servis edilecek etleri buzdolabında dinlendirmek ve bekletmek diye bir şey söz konusu değilmiş. O gün gelecek siparişe göre hemen aşağıda hayvan günlük kesilir ve günlük servis edilirmiş. Dolayısıyla Konyaaltı’ndaki eski Orta Gazino’ya geçişimizde deniz ürünleri ve balık servisi yoğunluğunu artırınca tam bir restorana dönüşmüşüz.”